Rastgele Tesis

HOTEL LA MERHOTEL LA MER

Ziyaretçi sayacı

Bugün19
Dün139
Bu Hafta453
Bu Ay1265
Toplam72863
 
Aspendos Tiyatrosu

Aspendos TiyatrosuAntalya - Alanya karayolunun 44 km.'sinden kuzeye dönen yolun 2. km'sinde yer alan Aspendos, sadece Anadolu'nun değil tüm Akdeniz dünyasının en iyi koruna gelmiş Roma dönemi tiyatrosuna sahip olmasıyla ünlüdür. Şehir, bölgenin en büyük nehirlerinden Köprüçay (Antik Eurymedon) yakınlarındaki tepe düzlüğünde kurulmuştur. İ.Ö. 5. yy'da basılmış sikkelerinde adı Estvediys olarak geçer. Anadolu kökenli bu ad şehrin çok eskilerde yerleşim gördüğünün kanıtıdır. Akdeniz ile ulaşımını ve gelişmesini yakınındaki nehre ve dolayısıyla çevresindeki bereketli topraklara boçlu olan Aspendos'ta bugün çoğunlukla tiyatro ve su yolları ziyaret edilir. Şehre ait diğer yapıların kalıntıları ise tiyatronun yaslandığı te;enin düzlüğünde yer alır ki, son yıllarda düzenlenen patika ile ulaşım sağlanabilmiştir

Aspendos Tiyatrosu, gerek mimari özellikleri gerekse iyi korunagelmişliği ile Roma devri tiyatrolarının günümüzdeki en seçkin temsilcilerinden biridir.

Tanrılara ve devrin imparatorlarına adanan yapı Roma tiyatro mimarisinin ve yapım tekniğinin son çizgilerini sergiler. Her ne kadar otuma sıralarının (auditorium) alt bölümünün şehrin kurulduğu tepenin doğu yamacına yaslanması daha eski mimari gelenekleri yansıtsa da üst bölümün kemerler üzerinde serbest yükselmesi, sahne binası ile auditorium arasındaki mimari uyum, yarım daire planlı auditorium yan girişler (parados) üstünün kapalı olması ve yanduvarların auditoriuma paralel konumda bulunması salt Roma tiyatro mimari özellikleridir. Altlı üstlü iki bölümden oluşan oturma sıraları diazoma adlı yatay geçişle birbirinden ayrılır. Tüm auditorium altta 21, üstte 20 olmak üzere toplam 41 oturma sırasına sahiptir.

Yan ana girişlerin (parados) üzerinde, şehir seçkinlerinin oturduğu localar yer alır. Auditoriumun en üst sırası 58 sütun ve kemerden oluşan bir galeri ile çevrelenmiştir. Devrinin en görkemli yapılarından biri olan Aspendos tiyatrosu 15-20 bin kişi alabilmekteydi. İmparator Marcus Aurelius devrinde (İ.S. 161-180) yazıtlardan Cuıtius Crispinus ve Curtius Auspicatus adlı şehrin zengini iki kardeş tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Üst galerilerdeki, girişteki ve sahne binasındaki onarım izlerinden Selçuklular devrinde de onarıldığı anlaşılan tiyatro günümüzde de kullanılır haldedir.

Ulu Önder Atatürk'ün 1930 yılında ziyaret edip "onanlıp yeniden kullanılması" için direktifler verdiği Aspendos Tiyatrosu, Kültür Bakanlığımız organizatörlüğünde kendi adıyla anılan "Opera ve Bale Festivali" ne her yılın yaz aylarında ev sahipliği yapmaktadır. Tiyatronun yanında şehrin ziyaret edilebilir en önemli kalıntıları su yollarıdır.

Aspendos su yolu sistemi antik su yollarının günümüze dek korunagelmiş en iyi örneklerinden biridir. Genel görünümü yaklaşık 1 km. uzunluğundaki kuzey güney konumlu kemerli köprünün her iki ucundaki su basınç kuleleri oluşturur. Kuleler, bulundukları aks üzerinde kuzeyde 5, güneyde 50 derece sapma gösterirler. Tiyatronun yaslandığı, yer yer su duvarları ile çevrili tepenin üzerinde ise şehir merkezinin yapıları olan agora, bazilika, anıtsal çeşme, meclis binası ile son yıllarda Antalya Müzesi'nce yürütülen kazılarla gün ışığına çıkarılan anıtsal tak, cadde ve Hellenistik tapmak, görülmesi gerekli kalmalarıdır.

Böylesine ufak ölçekte bir kentin tüm Akdeniz dünyasının en geçerli parasını basmasını ve anıtsal yapılarla donanmasını tabiidir ki ekonomisindeki rahatlığa borçludur. Şehir ekonomisini ayakta tutan en önemli ihraç ürünü yakınlarındaki Kapria gölünden elde edilen bugün kurutulup pamuk tarımında kullanılan tuzdur. Diğer ihraç ürünleri ile beraber ulaşıma elverişli nehir vasıtasıyla diğer Akdeniz pazarlarına gönderilen tuz, şehrin en büyük kaynağıdır. Ayrıca bağcılık ve buna bağlı olarak şarapçılık, zeytin ve zeytinyağı ile diğer tahıl ürünleri ve yaş meyve şehrin tarıma dayalı önemli ihraç ürünleriydi. Tarihçiler Aspendos'ta yetiştirilen atların tüm yakın doğu ve Akdeniz dünyasının en aranır afları olduğunu yazarlar. Ayrıca kilim ve benzeri tekstil ürünleri ile limon ağacından yapılmış çok özel mobilyaların başta Roma olmak üzere diğer Akdeniz merkezlerininde en aranılır hediyelik eşyası oldukları kaydedilmektedir.

Şehir tarihinin en renkli siması; çıplak ayak, uzun saç ve kirli giysileriyle şehirde dolaştığı ve Pythogoras felsefesinin temsilciliğini yaptığı söylenen Filozof Diodoros'tur. Aspendos, Bizans ve Selçuk dönemlerinde varlığı sürdüren şehirlerden biridir. Ünlü tiyatroda Selçuk dönemi onarım izlerini özellikle dış cephe ortasındaki anıtsal kapı eklentisinde ve cephesindeki koyu kırmızı zikzak desenli sıva kaplamada görmek mümkündür. Özellikle Selçuklu sultanlarının konakladıkları kervansaray olarak düzenlendiği düşünülen sahne binasının günümüze dek sağlam kalabilmesinin bir diğer ve en önemli nedeninin de bu Selçuklu onarım ve korumacılığına bağlamak yanlış olmasa gerektir.

 

 

Tesis Arama

Hava Durumu